EN TEPEYE

Yeniköy Caz Günleri

Bir Taşra Hissi: Mahallede Bir Şeyler Oluyor

Elif Özge / 23.03.20

 

Bir Taşra Hissi: Mahallede Bir Şeyler Oluyor

 

 

 

“Metropol farklılıklara bağımlı bir mahluk olarak insanı taşra hayatının gerektirdiğinden daha çok bilinçliliğe mecbur eder. Taşrada hayatın ve duyusal zihinsel imgelerin ritmi daha yavaş, daha alışılmış ve daha düzenli şekilde akar.  Taşralardaki duygulara ve duygusal ilişkilere dayalı ruhsal hayatın tersine, metropoldeki hayatın esasen düşünsel olduğunu görürüz. Taşradaki ilişkiler ruhun daha bilinçsiz katmanlarına kök salmışlardır ve en rahat, kesintisiz alışkanlıkların düzenli ritmi içinde serpilirler…Zekanın değişime ve fenomenler arasındaki karşıtlıklara uyum sağlayabilmesi için herhangi bir şok ya da içsel çalkantı gerekmez; ama daha muhafazakar kişilikler kendilerini metropoldeki olayların ritmine ancak bu tür çalkantılar yaşayarak uyarlayabilirler. Nitekim- şüphesiz binlerce varyantı olan- metropol tipi insan, dış ortamındaki onu köklerinden koparacak tehditkar akıntılara ve uyumsuzluklara karşı kendisini koruyacak bir organ geliştirir. Tepkilerini kalbiyle değil kafasıyla verir.”

 

İstanbul’da, çok az semt bu paragrafı okurken anımsatır kendini. Metropol demeye buruk içim, İstanbul koca şehir. Çok az yeri, köşesi vardır ki, hala “taşra hissini” versin. 

 

Nedir bu taşra hissi? 

Tanımakla başlamak belki; insanını, girenini çıkanı, bakkalını çakkalını da tabi ama en çok da hayvanını. Hani oranın yaşayanları o kadar belli ki, köpeği kedisi usanmaz hep aynı köşede yatmaktan. O köşeyi de o almıştır, ömürlük. Olmaz mı olur. 

Taşra hissi, her sokağın çıktığı yeşildir. Yeşil derken, öyle köy yerlerindeki çayır çimen değil. Tabi ki burası da şehire aittir, şehirleşmiştir, ama hala özünü korumaya çalışır. Daha sakin kabuğunu soyar, değişirken bekler çevresindekilerin de ona yetişmesini. 

50 yıl önceye gitsen, gezinsen arşivlerde; tabi değişmiştir tabelalar, banklar, trafik ışıkları ama ağzı, gözü, burnu aynıdır. Hah işte, dersin burası bizim orası. Aynı giriş, aynı iskele.Köşeyi geçmeden mesela kesin manavı vardır, sonra taksi durağı, kahvecisi. 

 

Zamanla açılan, oralı olmaya kararlı herkesi de içine alır, sanarsın yıllardır o da orada.

Kesin yeni açılan bir çiçekçisi vardır. Ama o kadar sahip çıkar ki taşra hissine, o tanıdık duyguya, oralı oluverir, sanki dededen kalma dükkanıdır. 

Sonra şu lokanta, o kadar iyi bakar ki köşesine, sağına soluna; önce kendine samimi olur, katlar katmerler o taşra hissini. Yemeğe gittiğinde, farketmeden mahalle buluşmaları yapılır. Aynı yüzler kahvaltıya gelir, ikindi kahvesini içer, pazar yürüyüşünden döner. Kendiliğinden bu taşranın bir ritmi olur. Her yüz kendi tadıyla katılır, oralı olur, oranın olur.

 

Buralara uzun süre uğramasan, çok yabancı kalacağın değişiklikler olmaz, ha dükkanlar açılır kapanır, kimi 3 ay kalır, kimi 2 yıl. Bir balıkçı, bir gün pastane olur, bir butik bir gün kuaför. Oralı olanlar, sessiz izler geleni gideni. Yerelleşenle coşup, sakinleşir..

Taşra hissinin düzenli ritmine uyamayanlar da kısa kalır buralarda. Metropol hayatını oracığa taşıyıp, oradakini muhafaza edememekten mi? 

Kim bilir.

Aslında bu tanıdık hisse dahil olmak isteyen herkes bilir ne aradığını, neye sahip çıkması gerektiğini. 

 

Büyüdüğüm, tanıdığım, tanıştırdığım, “ruhumun bilinçsiz katmanlarına kök salmış”:Yeniköy,  İstanbul’daki sayılı semtten biri, taşra hissini yaşatan. 

 

Bahar aylarında gerçekleşmesi planlanan Yeniköy Caz Günleri de aslında tam da bu taşra hissine ait bir birliktelik, bir kavuşma. Buraya ait olanla, dış dünyaya açılan kültür ve sanatın kavuşması. Kendinden emin, gerçekleştirmek istediği naif amacı da: “yerelin değerini korumak” 

 

Yerelin içinde; yaşanmışlıklarla, farklılıkların muazzam katmanlarıyla başlatılmak istenen bir diyalog. Aslında bazen de sadece “mahallede bir şeyler oluyor” hissi. Bu paylaşım, Yeniköy Caz Günleri’ni deneyimlemek isteyenlere değişik müzik alternatifleri ile geliyor.

 

Farklılaşmak uğruna, her şeyin paradoksal biçimde aynılaştığı günümüz şehirlerinde, mahalleli bilincinin/kimliğinin oluşması ve korunması adına düşünülmüş bir diyalog. Bu aynı zamanda yerelin ne olduğu üzerine de etkinlikler süresince düşünme/yoğunlaşma imkanı.

 

Semtler, hızlı dönüşüm süreçlerini sindirememekten ve orada yaşayanların mekansal pratiklerinin değişmesine bağlı olarak, hafızalarını yitirebilirler.  Yeniköy Caz Günleri de seçtiği mekanlar ile 32 müzisyenin katılımıyla bu semtin hafızasına ve -oluşmakta olan- kültürel ve sanatsal kimliğine yeni bir tanışma ve birliktelik katma amacı taşıyor. Hafızanın taşıyıcısı bireyler/mahalleliler, toplum ve zaman olduğu kadar, mekanlar da. Kent(li) mekanları aracılığıyla hatırlar, dolayısıyla, hatırlamak, kentsel kültürün temelini oluşturuyor. 

Yeniköy Caz Günleri; mahallesine, uzun yıllar hatırlayacağı, kesintisiz alışkanlıkların düzenli ritmi içinde serpileceği ve günlerce konuşacağı enfes anılarla hazırlanıyor. Yakında! 

 

 Bireysellik ve Kültür: Simmel, Georg, s. 318, Metis Yayınları 2009

 Kentsel Hafızanın Sürdürülebilirliği: Bir Mimarlık Stüdyosu Deneyimi – Doç. Dr. İnci Basa 

 Maurice Halbwachs’a (1950/1980)

 

Check out our
i

Apparently we had reached a great height in the atmosphere, for the sky was a dead black, and the stars had ceased to twinkle.