EN TEPEYE

Yeniköy Caz Günleri

Sokak Bizim

Tuğçe Kaplan/Sokak Bizim

“Nasıl bir kentte yaşamak istiyoruz?” sorusunun getirdiği dürtüyle beraber yaşanılan kentin sorgulanması sürecinde ortaya çıkmış bir sivil toplum kuruluşu Sokak Bizim Derneği. Bu sorgulama süreci de hâlen devam etmekte. Zira Sokak Bizim’in değişim yaratabilmek için odağına aldığı, kentin en küçük ve kamusal yaşama dâhil olduğumuz en temel birimi olan sokaklar, insan odaklı olmaktan giderek daha fazla uzaklaşıyor. Otomobiller, otoparklar ve motorlu taşıtlara göre düzenlenmiş çevrelerin egemen olduğu bir kentte yaşıyoruz. Buna bağlı olarak sokaklar da karşılaşma ve oyun mekânları, müşterekleşme zemini olmaktan çıkmaya başlıyor.

Hâlbuki sokakla kurduğumuz ilişki hayati. Ne kadar çok sokakta, kamusal mekânlarda vakit geçirebiliyorsak o oranda yaşadığımız kenti de benimseyebiliyoruz ve arzu ettiğimiz yaşam biçimini birliktelikler üzerinden kurgulama imkânı buluyoruz. Pek çok sivil toplum kuruluşu, yerel yönetim ve mahalleliyle beraber “Ayda Bir Gün Sokak Bizim” derken deneyimleme fırsatımız oldu bunları. Bir sokak araç trafiğine kapatıldığında, birbirini belki o ana kadar tanımayan engelli, yaşlı, çocuk komşuların bir araya geldiklerini, paylaştıklarını, kendi davranış biçimlerini sokağa döktüklerini fark ettik. Çocukluğunda sokağı yaşama fırsatı bulanlara bir nevi hatırlatma, farkındalık oldu. Birlikte talep edince neleri değiştirebileceğimize dair işaretler de keşfettik. İnsan odaklı sokakların bir günlüğüne dahi olsa yaşayanlarına nasıl nefes aldırdığını görünce, daha yaya dostu sokak düzenlemeleri üzerine çalışan yerel yönetimler oldu.

Şüphesiz, mekânda adalet mefhumunun önemini iyice gün yüzüne çıkaran pandemi sürecinin altını çizdiği noktalardan biri de insan odaklı kentler. Sürecin etkilerini hepimiz imtiyazlarımız doğrultusunda, farklı boyutlarda yaşadık, yaşıyoruz. Sokağa çıkma yasakları, sosyal mesafe önlemleri ile şehirle kurduğumuz bağ zayıflamaya başladı. “Evde kal!”, “Mesafeni koru!” gibi sloganların yüklediği bireysel sorumluluklar, mekâna dair yapısal ve altyapısal sorunları daha görünür kıldı ve beraberinde de pek çok muamma getirdi. Standartlara uygun olmayan kaldırımlarda yürürken önerilen mesafeyi koruyamayacağımızı, erişilebilir bir şekilde yürüyüş, egzersiz yapabileceğimiz yeşil alanların eksikliğini bir kez daha fark ettik. “Yeni” dünya düzeninde kentlere nasıl yaklaşmak gerektiği hususunun pek çok paydaşın uğraşı hâline gelmesi sonucu, heyecan verici uygulamalar da gündeme geldi. Karantina sürecinde azalan araç trafiğinin avantajlarından faydalanarak, bisikletlilere alan açmak üzere geçici bisiklet yolları yapımına başlandı. Sosyal mesafeyi korumaya yönelik yayalaştırma uygulamaları gerçekleştirildi. Bilhassa eşitlik ve erişim imkânı sağlayan toplu taşımayı kullanmanın tedirgin edici hâle gelmesiyle pek çok insan otomobillerine yönelse de, bu geçici uygulamaların kalıcılaşması yönünde talepler var.

Sokaklar da, meydanlar da sadece fizikselliklerinden ibaret değil. Birliktelikler, karşılaşmalar, talepler ile şekilleniyorlar. Yayaların, bisikletlilerin, çocukların, yaşlıların ve engellilerin bir kentte var olma çabalarını da görünür kılmak artık her zamankinden daha önemli. Sokaklarımızı ve buna bağlı olarak kentlerimizi yeniden yaşayabilmek istiyorsak insan odaklı politikaların içinde olmalıyız. Tek başına bir değişim yaratmak mümkün olmasa da sokaktaki komşularımızla bir araya gelmek, muhtarla, mahalledeki derneklerle iletişime geçmek ve birlikte hareket etmek işe yarayabilir. Çünkü bir değişim istiyorsak, bunu ancak hep birlikte başarabiliriz.

Sokaklarda buluşacağımız günlere…

Check out our
i

Apparently we had reached a great height in the atmosphere, for the sky was a dead black, and the stars had ceased to twinkle.